BültenMakale

Etkili Biri Olabilmek

Etkili biri olabilmenin yolu, etkin bir yönetici olabilmekten geçer.

Bunun koşullarını aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz;

  • Bilgiye hâkim olmanız ve gücünüzü kendinizden almanız gerekir.
  • Doğru ve akıllı çalışma ile çabalarınızı bir değere dönüştürmelisiniz.
  • Güçlü yönlerinize odaklanıp, zayıf yönleriniz için zaman harcamak yerine destek almanız daha doğru olacaktır.
  • Önemli ve öncelikli konuları birbirinden ayırt etmeli, iyi zaman yönetimi yapmalısınız.
  • Etkin kararlar alabilmelisiniz.
  • Liderlik becerileriniz geliştirmelisiniz.

Bunların hepsi birbirinden ayrılmayan, birbirlerini besleyen unsurlar, destekleyen sütunlardır.

Günümüzdeki yeni gerçeklik, bilginin gücüdür. Bilgi en hızlı ve kolay yayılan kaynaktır. Eğitim yolu ile herkes tarafından, istenirse, edinilebilir. Ancak sahip olunan bilgiyi iyi değerlendirebilmek ayrı bir çaba gerektirir. Dolayısıyla bilgiye sahip yeni işgücünü yönetebilmek de etkili biri olmayı gerektirir.

Aile şirketlerinde, kurucular (belki) patron, ikinci veya üçüncü kuşaklar ise hissedardırlar. Aynı zamanda güçlü profesyonel yöneticiler olmak zorundadırlar. Bu takdirde, nitelikli
donanımlı iş gücünü şirketlerine çekebilir ve daha da önemlisi
tutabilirler.

Şirketiniz de etkili bir yönetici olabilmeniz için aynı zamanda iyi bir ekip kurmanız önemlidir. Ancak bu şekilde ekibinizi yönetebilme başarısına ulaşırsınız.

Ekip Yönetebilme

Ekibi iyi yönetebilmek için önce iyi bir ekip oluşmak gerekir. Yönetim üzerine yapılan tüm araştırmalarda ortaya çıkan en önemli bulgu, başarının sırrının iyi bir ekip oluşturmaktan
geçtiğini yazar.

İyi bir ekip yarattıktan sonra, ekipte güven ortamı yaratmak, işbirliğini sağlamak, ekibin başarılara imza atabilmesi için, lider olarak duygusal zekanın yardımı ile ekip üyelerini hareket geçrimek önemlidir.

Geçmişte sıkça uygulanan hatalı yöntemlerden bir tanesi; “parçala – böl-yönet” yaklaşımıdır. Bu yöntem kısa vadede ekip liderine güçlüymüş hissini verse de orta ve uzun vadede şirkete zarar verir.

Ülkemizde, şirkete aidiyet duygusu, karşılıklı bağlılık gelişmiştir,
önemlidir. Aile şirketlerinin de güçlü yönlerinden biri olarak sayılabilir. Ancak diğer taraftan biraz profesyonellikten uzak bir toplum olduğumuz da gerçektir,. Bolca eleştiren, ama eleştirilmeye tahammülü olmayan yapımız aile şirketlerinde hayatı daha da zorlaştırmaktadır. Araştırmaya, bilgiye ve belgeye dayanmıyan eleştirler çoğu zaman kırıcı ve yıkıcı olabilmektedir.

Diğer Yazılarımızı Okudunuz mu?  Marka adı yaratmak kolay mı?

Aile şirketlerinde kurucunun döneminde atılan adımlar, alınan
kararlar elbette çok önemlidir. Bu deneyimleri dinlemek, kulak vermek, deyim yerinde ise “Amerika’yı yeniden keşfetmemek” zaman kazandırır.

Diğer taraftan günümüzün giderek karmaşıklaşan şirket yapısında , değişen iş gücü profilinde- özellikle
de beyaz yakalı diye tanımlanan beyin takımında, kurucuların
dönemindeki insan kaynakları uygulamaları-daha doğrusu eski
personel yönetim biçimi geçerli olmayabilir.

Bir çok şirket “z” kuşaklarını istihdam etmeye başladı. Bu kuşağın değer yargılarını, beklentilerini, yetkinliklerini anlamak şirketler
açısından önemli. Bu yazıyı okuyan “X” kuşaklarının yüzünde hafif bir gülümseme görür gibiyim. Bugün 50’li yaşlarda olan “X” kuşakları uzunca bir süre “Y” analayabilme ve onları yönebilme çabasını harcadı. Artık sıra, yeni dönemin yöneticileri olan “Y” kuşaklarında; bu yöneticilerin de “Z” kuşakları üzerinde nasıl etkili yönetici olabileceklerini, nasıl verimli bir ekip
yönetebileceklerini öğrenmeleri gerekiyor. Bu noktada bütünleşik iki önemli unsur sanırım bilgiye hakimiyet ve iş yapmada hız ve
dijitalleşme olarak karşımıza geliyor. Ne diyelim; “kolay gelsin”…

Share:

Leave a reply