BültenMakale

Covid-19 Sonrasında Şirketlerde Yeni Stratejiler

Corona virüsü hiç beklenmedik bir anda tüm yaşantımızı altüst etti.

Önce can derdine düştük, kendimizi korumaya aldık, ardından yaşam biçimimiz değişti, sokağa çıkamaz, yurt içinde ve yurt dışında seyahat edemez olduk. Fabrikalar nerede ise kapanma noktasına geldi, üretim durdu, birçok kişi işinden oldu. Günler, haftalar birbirini kovaladı, yeni yeni bundan sonra ne olacak sorusunu sormaya başladık.

Zaman zaman önce insan sağlığı mı, yoksa iş mi tartışmaları yapılmaya başlandı. Gerek ülkeyi yönetenler, gerekse şirket sahipleri bu yaman çelişki arasında sıkışıp kaldılar. Tartışmasız insan sağlığı güvence altına alınmadan iş olmaz.

Bütün bu toz duman bulutu arasında herkesin hemen hemen hemfikir olduğu konu, iş ve sosyal yaşamın artık eskisi gibi olmayacağıdır.

Konumuz iş dünyası olduğu için biz bu konuyu mercek altına yatıracağız.

Kanımızca iş dünyası, olaylara kısa, orta ve uzun vadeli bakmak durumdadır.

Kısa vadede;

  • Yarın sabah fabrikanın- işyerimizin kapısını açtığımızda sanırım ilk önce hasar tespiti ile işe başlamalıyız. Kayıp üretim, kayıp satışlar, kapımızda yığılmış bulunan geçmiş dönem (krediler, ticari borçlar, belki vergi, SGK borçları) ödemeleri nelerdir, ulaşılamayan/kaybettiğimiz tedarikçiler var mıdır? Bütün bunların önce tespit edilmesi gereklidir.
  • Risk yönetimi açısından atılması gereken öncelikli adımlar neler olmalıdır? “Yeni Normal”imiz nasıl olacaktır?
  • Moral bozmamak ve hızlı balık olmak önemlidir.
  • İşini kaybetmek istemeyen ama bir türlü işe tam anlamı ile adapte olamayan beyaz ve mavi yakalıların motivasyonu en önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkacaktır.
  • İcra kurulu ve/veya daha sık yapılan yönetim kurulu toplantıları her zamankinden daha büyük önem kazanmaktadır. Kısa sürmeli, odaklanarak yapılmalı hızlı karar alıp uygulanmalıdır. Ne de olsa akıl akıldan üstündür…

Orta vadede;

  • Denir ya sular durulduktan sonra, bu tür kriz durumlarında nerede en çok başarısızlığa uğradık – yumuşak karnımız neresi idi; finansal alt yapımız mı, üretim altyapımız mı-fazla stok, az stok; satış ve pazarlama politikamız-örneğin tek ya da az müşteri olması mı, teknoloji alt yapımız mı, İK sistemimiz mi, bunun tespit edilmesi ve düzeltici önlemlerin alınması kritik olacaktır. Her alanda yaşananlardan ders çıkarmak değer katacaktır.
  • İnovasyona ve teknolojiye her zamankinden daha fazla ağırlık vermek, bu konuda yatırım yapmak en önemli adımlar arasında olacaktır. Dijitalleşme, makina öğrenimi, kuvvetli IT alt yapıları maliyet avantajı getirecek ve rekabet şansını arttıracaktır.
  • Şirketin kendi faaliyet alanında becerilerini arttırması, hızla yeni beceriler kazanması kritik olacaktır. Hep aynı yöntemle farklı sonuç elde etmek mümkün değildir. Bir çok alanda işlerin yeniden tasarlanması gerekecektir.
  • Analitik bilgiye hakim ve yönetme kapasitesi olan güçlü ekiplere sahip, insana yatırım yapan şirketler daha kazançlı olacaklardır. Ancak bu tür özelliklere sahip, yeni gelen nesli eski geleneksel yöntemlerle yönetmeye çalışmak olumlu sonuçlar vermeyecektir. Geleneksel Türk işletmelerinde özellikle kurucular döneminde, çalışanlarda yaşanan “aidiyet” duygusu yerini, “ben” merkezli çalışan kültürüne bırakmıştır. Bu durumu yönetmeyi öğrenmek de önemli olacaktır. Bu çerçevede, bordromuzda kilit adamların dışında, işgücü kiralamak, iş ortaklıkları kurmak ve benzeri gibi çalışma modellerine bakmak faydalı olacaktır.
  • Orta vadede belki de birinci öncelikli konu, artık iş yapış biçimimiz esnek olmalı, hızlı plan ve programları, doğru iş modellerini, finansal analizleri içermelidir. İş dünyası ölçemediği bir işi yönetemeyeceğini kabul etmelidir.
Diğer Yazılarımızı Okudunuz mu?  İnovasyon Lideri Elon Musk

Uzun vadede;

  • Geleceğe odaklanmak ve gelecek stratejileri belirlemek, uzun vadede şirketler açısından en kritik konulardan birisi olacaktır. Belki de vizyonumuzu yeniden tanımlamak gerekecektir.
  • Bilgiye ve bilime önem vermeyen şirketlerin uzun vadede çok fazla şansı olmayacaktır.
  • Geleneksel sektörlerin yanında risk yönetimi açısından yeni teknolojileri takip etmek, gelecek stratejileri bu doğrultuda oluşturmak, özellikle aile şirketlerinde yeni nesillerde şirketlerin sürdürülebilirliğinde kritik bir adım olacaktır.
  • Özellikle aile şirketi olan KOBİ ve daha büyük şirketlerin sadece iç piyasa ve/veya ihracat değil, farklı finansal, kültürel modelleri öğrenmeleri, operasyonel yapıları yönetebilme becerilerini geliştirmeleri önemli olacaktır. Gelişmiş ülkelerin, güçlü ekonomileri sayesinde, Covid-19’dan sonra bir çok gelişmekte olan ülkeye oranla daha hızla toparlanacağı aşikardır. Geçmişten gelen yapısal sorunları olan ülkemizde iç piyasada faaliyet gösteren ve/veya ekonomisi nispeten zayıf ülkelerle iş yapan şirketlerin, imkanı buldukları takdirde, güçlü bir ülkeden şirket satın alma, buralarda şirket kurma, orta ve uzun vadede şirket evlilikleri yapma, farklı sektörlere girme v.b. gibi gibi önlemler almaları sürdürülebilirlik yolunda en önemli adımlar arasında olacaktır.
  • Son olarak şirketlerimiz bütün bu sayılan başlıkları günlük iş rutinleri arasında yapamayacaklarını kabul etmeli ve geleceğe yatırımın ancak bağımsız bir proje şeklinde ele alınırsa başarılı olacağını bilmelidirler.

Dr.Güler Manisalı Darman

Başkan

CGS Center

Share:

Leave a reply